TATİL KURDU
Nadir Elçi
Her salı gazetesinin "Otomobil" ekindeyim...
DÜNYA MİRASI SAFRANBOLU...
 
Safranbolu’yla ilgili gezi kitaplarında, yazılarda hep evlerinin, hanlarının, hamamlarının güzelliğinden söz edilir... Burayı güzelleştirenin gerçekte insanları olduğu unutulur.

Safranbolu’nun “dünya mirası” olarak kabul edilmesi boşuna değil. Burası her biri birer sanat şaheseri evleri, sokakları, hanları hamamları, camileri, çeşmeleriyle adeta bir açıkhava müzesini andırıyor.

Kıranköy

Dağınık bir alanda kurulu Safranbolu üç ana bölgeden oluşuyor. Karabük yönünden girdiğiniz zaman önce Kıranköy bölgesine geliyorsunuz. Buradan düz devam ederseniz Çarşı, Belediye'nin önünden sola sapıp devam ederseniz Bağlar bölgesine ulaşıyorsunuz.

Çarşı

Çarşı bölgesi, sert geçen kış şartlarından ve soğuk rüzgarlardan korunmaya elverişli iki vadinin içinde yer alıyor. Ticaret hayatının merkezi olan Çarşı'da sokaklar dar ve evler birbirine hayli yakın bir şekilde sıralanıyor.

Bağlar

Bağlar bölgesi ise buraya 3 kilometre uzaklıkta, 200-300 metre daha yüksekte, eskilerin "yel üfürür, su götürür" dedikleri cinsten, her tür rüzgara açık bir arazi üzerinde kurulu. E peki, burada yaşayanların yarısı tam, yarısı eksik akıllı mıymış ki bir bölümü evini, kendini soğuktan korurken, diğer bölümü sinesini rüzgara açarmış? Hayır efendim düşündüğümüz gibi değilmiş. Burada yaşayanlar keyiflerine fazlasıyla düşkünmüş. Benim senin deden başını sokacak bir evi zor bulurken, buralıların dedeleri ikişer ev edinirmiş. Kışın Çarşı'daki evlerinde, çatır çatır yanan ocakların karşısına geçip kemiklerine kadar ısınır; yazın Bağlar'daki evlerinde püfür püfür esen rüzgara karşı durup serin serin otururlarmış.
Burası sefa yeri olduğundan evlerin bahçeleri daha büyük tutulmuş. Nitekim, Bağlar'a çıkıldığında günlük yaşamın büyük bölümü bahçelerde geçermiş. Kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri, her bir tanesi ceviz iriliğinde "çavuş üzümü" salkımlarının sarktığı çardaklar altında yenirmiş.


Doğaya saygı

Safranbolu’da yapılaşma belirli bir imar planına göre oluşmamış. Ancak yine de tüm evler "çevreye ve komşuya saygı" esasına göre yapılmış. İnsanlar bilimsel değil ama içgüdüsel olarak manzarayı ortak paylaşmışlar. Nitekim hiç bir ev diğerinin manzarasını kapatmamış.
Evlerin inşasında tek bir malzemeye bağımlı kalınmamış taş, kerpiç, ahşap ve kiremit büyük bir uyum içinde kullanılmış.
Safranbolu'da evlerin avluları, yollar, meydanlar hep taşla kaplanmış. Bu taşlar, öyle senin benim bildiğimiz gibi değil, yağmur sularını toprağa geçirecek şekilde döşenmiş. Böylece sağındaki solundaki ağaç köklerinin yeterli su almaları sağlanmış. Anlayacağınız Safranbolulular sadece insana değil, yaşadıkları yöreye ve doğaya da saygı gösteregelmiş.

Evleri dünyaca ünlü
Safranbolu’da geleneksel Türk mimarisini yansıtan evlerin sayısı iki bini buluyor. Yaşları 100-400 yıl arasında değişen evler kapısından gireni geçmişe yolculuğa çıkarıyor.

Evlerin anatomisi
Safranbolu’da evlerin inşasında tek bir malzemeye bağımlı kalınmayıp taş, kerpiç, ahşap ve kiremit büyük bir uyum içinde kullanılmış. Genelde üç katlı olarak inşa edilmiş. Oda sayısı 6-8 arasında tutulmuş.

Evlerin girişinde bir "hayat" bulunuyor; ahırlar, büyük kazanları kaynatmaya elverişli ocaklar, ambarlar, odun kurutulan havadar kafesli bölümler "gliste" burada yer almış. Mutfak, selamlık gibi günlük yaşama alanları ikinci kata yerleştirilmiş.

Üçüncü kata çıkınca kendinizi etrafında yatak odalarının yer aldığı geniş ve aydınlık bir sofada buluyorsunuz. Odaların en belirgin özelliği kapılarının köşelerde yer alması ve hemen girişte ahşap bir paravana bulunması... Çepeçevre sedirle kaplı odaların duvarlarında ahşap dolap ve raftan bol bir şey yok. Hemen her girinti çıkıntı değerlendirilmiş. Odalarda bulunan ocaklar şimdinin şömineleri gibi süs için değil... Isınmadan yemek yapmaya, su ısıtmaya kadar çok amaçlı düşünülmüş. Dolaplardan biri “gusulhane” olarak dizayn edilmiş. (Şimdilerde buraları bazı ilavelerle duş kabini görevi görüyor.)

Pencereler hayli bol tutulmuş, böylece gün ışığından azami derecede yararlanılması amaçlanmış. Odaların senin benim evin salonundan büyük tutulması ise gerektiğinde burada bir ailenin yaşayacağının düşünülmesinden kaynaklanmış. Zira o zamanın adetlerine göre, erkek çocukları evlenecekleri zaman şimdilerde olduğu gibi "nasıl geçineceğiz" diye kara kara düşünmezmiş. Ayrı ev açmaz, gelini baba evine getirir, bu odalardan birine yerleşirmiş. Anlayacağınız o devirde "ekmek baba evinden, su ana elinden"miş...

Halkı keyfine düşkünmüş
Bura halkı keyfine fazla düşkünmüş... Yatarken, sen ben gibi boş tavan seyretmek istememiş, üst katlardaki oda ve sofaların tavanlarını ahşap süslemelerle kaplamışlar. Ama ne süsleme? İnce işçilikte her biri diğeriyle adete yarışmış...Bu arada bazıları, keyif işinde biraz daha ileri gitmiş, evlerinin selamlık bölümüne havuz yaptırmış. Havuz dediysem, öyle üç-beş akvaryum balığı alacak büyüklükte, bir iki karış derinlikte, küvetten hallice sanmayasınız haa... Derinliği, neredeyse ben boyda... Genişliği derseniz, vallahi bizim evin salonunu iki defa içine alır büyüklükte...

Kaymakamlar Evi
18. yüzyılın başlarında Safranbolu kışlası kumandanı Yarbay Hacı Mehmet Efendi tarafından yaptırılmış. O devirde yarbaya “Kaim-Makam” denmesi nedeniyle halk arasında ailesi ve evi bu lakapla anılır olmuş.

Çarşı içinde, Hıdırlık Yokuşu Sokağı üzerinde bulunan yapı, kentsel dokusunu ve tüm mimari özelliklerini günümüze kadar korumuş. Şimdilerde müze olan bina Türk toplumunun 18 ve 19. yüzyıllardaki yaşamı hakkında tam bir bilgi veriyor.

Bahçesindeki bir zamanların “uşak evi” şimdilerde kafe olarak kullanılıyor. Bu iki katlı sevimli mekanda bükme eşliğinde çay yudumlamanın keyfi bir başka oluyor. Burayı Osman Günday işletiyor.Tel: 0370 725 3161

Kilerciler evi
Musalla mahallesinde, iki sokağın birleştiği köşede bulunan ve şu anda müze olarak kullanılan Kilerciler Konağı 1884 yılında inşa edilmiş. Bahçesini boydan boya çeviren taş duvarı, konakla öyle bir bütünleştirilmiş ki, sadece bu bile görülmeye değer bir sanat şaheseri. Konağın bir diğer özelliği de, haremlik ve selamlık girişlerinin ayrı ayrı sokaklara açılıyor olması.

Hemen altındaki kafe ise sedirlere yerleştirilen masaları ile ilginç bir görünüm sergiliyor. “Uğramadan geçmeyin” derim

Havuza gel...

Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu’nun otel olarak işlettiği Asmazlar Konağı’nın havuzlu salonu şimdilerde kafe olarak hizmet veriyor. Görmeden geçmemek gerekiyor.

Yatması başka keyif
Safranbolu evlerinin havasını tam olarak soluyabilmek için gezmek yetmiyor. En azından bir iki gece yatıp odalardaki detayları keşfetmenin, yüklüklerin içinde gizlenmiş banyolarda yıkanmanın, sedirlerine yayılmanın keyfini çıkarmak gerekiyor.

Çarşı dediğin böyle olur
Esnaf güleryüzlü... Müşteriyi alışverişe zorlamamaları bir yana “misafir” muamelesi yapıyorlar... İlle de bir ikramda bulunmadan mümkünü yok bırakmıyorlar.

Burada herşey özgün
Safranbolu’nun çarşı düzeni tüm yerleşim yerlerine örnek teşkil edecek bir özellik taşıyor. Her sokakta ayrı bir esnaf grubu oluşmuş. Eğimli bir arazi üzerinde kurulu kentte şekerciler, saatçiler, kuyumcular, manifaturacılar üst kesimde; kasaplar, kunduracılar, semerciler, demirciler, bakırcılar, kalaycılar orta kesimde; tabakhaneler en alt kesimde yer almış. Anlayacağınız esnaf merkezden başlayarak çevreyi en az kirletenden, en fazla kirletene doğru sıralanmış.

Faaliyet gösterdikleri mekanlar özgün, taş sokakları özgün, sattıkları eşyalar özgün... Üstelik buranın esnafı başka yerlerde gördüklerinize de benzemiyor. Sizi güleryüzle karşılıyor, alışverişe zorlamıyor... “Müşteri” değil de “misafir” muamelesi yapıyor. İlle de çay kahve ikram ediyor. Yorulursanız, sokak aralarındaki küçük ve sevimli kahvelere demir atmak da pek keyifli oluyor. Öyle olunca buranın çarşısını gezmek keyiften de öte, inanılmaz bir zevk haline dönüşüyor.

Cinci Han
1640-1650 yılları arasında inşa edilen muhteşem Cinci Hanı, Osmanlılar döneminde ipek yolu üzerinde bulunan Safranbolu’da çok önemli bir konaklama ve ticaret merkezi olarak görev yapmış. Ortasındaki avluda bir de havuzun bulunduğu han, restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından eski günlerine dönmeyi bekler olmuş. Aynı tarihlerde yapılan Cinci Hamamı da halen tıkır tıkır çalışırmış.

Simitçi fırını bile tarihi
Cinci Hamamı solunuza alıp çarçıya inerken hemen sağda “Safran Simitçi Fırını” ile karşı karşıya geleceksiniz. Eski Safranbolu Kazdağlı meydanı mevkiindeki bu tarihi fırının sahibi Mehmet Koca, işi dördüncü nesil olarak götürüyor. Birkaç basamak merdivenle inilen bu minik ve sevimli taş fırın simidiyle ünlü. Yanısıra kırıkkırak ve yufka ekmeği de yapılıyor. Buranın simitleri bildiklerimizden hayli farklı bir yöntemle pişiriliyor. Nitekim hamur açılıp şekillendirildikten sonra önce haşlanıyor; taş fırına daha sonra veriliyor. Susamsız olmasına karşın hayli lezzetli oluyor. Bu işin ustası Burhan Kartal, 30 yıldır burada kürek sallıyor.
Tel: 0 370 712 8544

Saraç Hüsnü Yıldırım

Çarşı içinden Kilerciler Konağı’na giden yolun sonlarına doğru solda (Musalla Mahallesi, Manifaturacılar Sok. No: 47) 40 yıllık saraç Hüsnü Yıldırım’ın dükkanını göreceksiniz. Dükkan dediysem dış görünümü daracık bir kapıdan ibaret. Eşiği o kadar yüksek ki, Hüsnü içerde işini işlerken pencere önünde oturuyor izlenimi veriyor. Burada temelde bir atın ve binicisinin ihtiyacı olan ne varsa o yapılıyor. Dükkanın dış cephesini eyerler, koşum takımları, değişik kemerler, fişeklikler, nazar boncukları kaplıyor.
Tel: 0370 725 2810

Fener evler
Safranbolu çarşısında dolaşırken, hediyelik eşya satan dükkanların hemen tamamında, evlerin tahta maketlerini göreceksiniz. Biraz daha yakından bakınca bunların fener olduğunu anlayacaksınız. Özellikle yabancı turistlerin almadan geçmedikleri bu fenerlerin nasıl yapıldığını görmek isterseniz beni takip edin... Çarşı içinden Kilerciler Konağı’na çıkarken, saraç Hüsnü Yıldırım’ın dükkanının yanından sola sapın. Bu işin ustalarından Maketçi İsmail'in yerine gelin.
Tel: 0370 712 8769

Yalanmadan geçilmiyor
Konumu gereği çarşıya inerken veya dönüşte mutlaka Özkan Market’in (Çeşme Mah. Yukarı Çarşı No:8) önünden geçiyoruz. Daha doğrusu geçemiyoruz! Hemen önünde yanyana dizili çuvallara takılıyoruz. Öyle her yerde bulunamayacak “uzun empürme”den “göbeği benli”ye; “sarı sare”den “Fatma hatun”a fasulye çeşitlerini, Tosya’nın enfes pirincini, yörenin ala nohutunu görüyoruz. Bunların usulünce pişmiş hallerini hayal edip, kuzu ciğeri görmüş kedi gibi yalanıyoruz.
Tel: 0370 712 6067

Lokumları lokum gibi
Safranbolu lokumlarıyla da ünlü. Şekercilerinde sadesi, fındıklısı, çifte kavrulmuşu, güllüsü, safranlısı her çeşit lokum vitrinleri süslüyor. Safranlısı sapsarı görünümüyle hemen göze çarpıyor. Yörenin bir de yaprak helvası ünlü. Nasıl yapıldığını merak ediyoruz. Cinci Han’ın ana giriş kapısının yanındaki Astat lokumcusuna girip Ali Ekrem Kurt ve Hamiyet Deniz’den (şimdilerde İmren lokumcusunda çalışıyorlar) bilgi alıyoruz. Bildiğimiz kos helvalar yaprak yaprak açılıp, aralarına ceviz konulup katlanarak yapılıyormuş. Şekercilerde ayrıca tahin, ev işi pekmez ve reçel de bulunuyor.
Tel: 0370 712 6529

Çeşmeden geçilmiyor
Safranbolu çeşmeden geçilmiyor. Zamanında gelen yaptırmış, giden yaptırmış. Sayıları neredeyse 150’yi buluyor. Yaşları derseniz 350’ye kadar gidiyor. Ancak şu anda ne yazık ki çoğu çalışmıyor.
 
Safran altınla yarışıyor.
Bir zamanlar yörede bolca yetişen ve Safranbolu’ya adını veren “safran”, şimdilerde sadece 20 kilometre uzaklıktaki Davutobası köyünde ve az miktarda yetiştiriliyor.
Safran, kendi ağırlığının yüz bin katı suyu boyama gücüne sahip bulunuyor. Yerlisi pahalıya satılıyor... Düşük kaliteli ithal İran ve İspanyol safranıysa daha ucuza gidiyor.
Geçmişte kumaş ve halı ipliklerinin boyamasında da kullanılan safran, günümüzde kozmetik ve ilaç sanayileri ile buralarda zerde, pilav ve lokum yapımında kullanılıyor. Yurt dışında ise çorbalardan et kızartmalarına, tatlılardan tuzlulara çok yaygın bir kullanım alanına sahip bulunuyor.

En fazla kimler geliyor?
Japonlar
Yeni Zelandalılar
Avusturyalılar
Amerikalılar

 
 Nasıl gidilir
Karabük üzerinden

İstanbul’da Anadolu Otoyolu gişelerinde kilometreyi sıfırlıyoruz. Kaynaşlı'da otoyoldan çıkıp Bolu Dağı'na sarıyoruz. 225. kilometrede Abant kavşağında tekrar otoyola giriyoruz. 295. kilometrede Gerede-Karabük tabelasını görünce tekrar otoyoldan çıkıyoruz. 95 kilometre sonra Safranbolu’dayız. Bu yolun ormanda yaşayan geyiklerin geçiş güzergahı üzerinde olduğunu bildiğimizden Gerede ayrımından sonra aracımızı dikkatli kullanıyoruz. Safranbolu İstanbul’dan 390, Ankara’dan 220 kilometre.

Hangi firmalar çalışıyor?

Ulusoy (0212 658 300 - 0370 7251590)
Metro (0212 658 3232 - 0370 7125419)
Güven (0212 658 0977 - 0370 7252145)
Show (0212 6583282 - 0370 7126644)
Avrupa Turizm (0370 7123232)
Savaş Turizm (0370 7251064)

 
 Nerede kalınır
Safranbolu'da kalacak yerler otantik
KIRANKÖY BÖLGESİ
Çelik Palas I
712 7172
Konak Pansiyon
0370 712 1520
Sefa Pansiyon
0370 712 1760
Merkez Pansiyon
0370 712 4762
Uz Otel
0370 712 1086
Belediye Sosyal Tesisleri
0370 712 4762
ÇARŞI BÖLGESİ
Tahsinbey Konağı
0370 712 6062
T.T.O.K Otelleri
0370 725 2883
Hatice Hanım Konakları
0370 712 7545
Fikriye Hanım Konağı
0370 712 6062
Arasna Otel
0370 712 4170
Paşa Konağı
0370 712 8153
Çelik Palas II
0370 712 1179
Arpacıoğlu Otel
0370 725 4340
Otel Teras
0370 725 1748
Selvili Köşk
0370 712 8646
Bastoncu Pansiyon
0370 712 3411
Çarşı Pansiyon
0370 712 1970
Şehir Pansiyon
0370 712 3411
BAĞLAR BÖLGESİ
Gökçüoğlu Konağı
0370 712 6372
Kadri Ganioğlu
0370 725 1219
Kefci Konağı
0370 725 1366
EV PANSİYONLARI
Yörede 25 konak da ev pansiyonu olarak hizmet veriyor
Tel : 712 7236
 
Nerede ne yenir

Bükmesi, kuyu kebabı,
ev baklavası ünlü

İÇKİLİ LOKANTALAR
Gökçüoğlu Konağı
0370 712 8153
Kefçi Konağı
0370 712 6869
Hatice Hanım Konağı
0370 712 7545
Kadri Ganioğlu Konuk Evi
0370 725 1219
Burhan Restoran
0370 712 3850
Safran Restoran 0370 712 8187
İÇKİSİZ LOKANTALAR
Kadıefendi Restoran 0370 737 2493
Gözü Mavi Restoran 0370 725 3687
Havuzlu Et Lokantası
0370 725 2168
Çevrik Köprü Restoran
0370 737 2461
Aynur Abla'nın Yeri 0370 712 8767
Merkez Lokantası 0370 725 1478
Merkez Pide
0370 725 4712
Ocak Başı Restoran 0370 712 1078
Rüya Pide
0370 712 5869
Urfa Sofrası
0370 712 8073
Soğuk Su Tesisleri 0370 733 2012
 
Neler yapılır

Seçenekler hayli bol

Safranbolu’yu sakın ola ki şöyle bir gezilip görülecek yerlerden sanmayın. Asgari hakkını vermek için en azından dolu dolu bir haftanızı veya 3-5 hafta sonunuzu burada geçirin. Keyif almazsanız beni arayın, masraflarınızı tahsil edin.
Fotoğraf çekme merakınız varsa yanınızda bol bol film götürün. Burada o kadar çok kare var ki, insan hangisini görüntüleyeceğine şaşırıyor.
Konaklar her ne kadar otele dönüştürülmüşse de birkaç istisna dışında eski gelenekler sürüyor. Yukarı katlara, dolayısıyla odalara ayakkabı ile çıkılmıyor.
Son derece özgün çarşısına çıkınca, alışveriş yapmadan geçemeyeceksiniz. Bu nedenle bagajınızda yer ayırın.
Burasının sadece kültür değil, doğa turizmi açısından da geniş olanaklar sunduğunu unutmayın.

Nerede yürünür?
Düzce Köyü Kanyonu
Tokatlı Kanyonu
Bulak Deresi
Aşağı Tabakhane-Dereköy Değirmeni
İncekaya Köyü-İncekaya Su Kemeri
Dere Sokak-Akçasu Camisi-Uzunkır
Gümüş-Dibanoz-Dışkale Altı
Misak-ı Milli-Kanlıyaka-Akseki

 
Yanıbaşında bunlar var

Orman ve Yaylaları
Kirkille Çamlığı, Gürleyik Mesire Yeri, Sarıçiçek Yaylası ve Uluyayla yöredeki başlıca orman ve yaylaları oluşturuyor.
 
İnsan Manzaraları
 


İnsanları güzel

 

 
Kaç Kilometre
 
İstanbul
390
Ankara
220
Bolu
140
 
Foto Galeri
 
Print al
Tavsiye Et