|
|
| |
| |
ILGAZ |
| "Anadolu'nun
sen yüce bir dağısın..." |
| Ilgaz'ın
yüceliğinin türkülere konu olması, Batı Karadeniz bölgesinin
en yüksek dağı olmasından kaynaklanıyor. Kayak mevsimi
Kasım ortalarından başlayıp, Nisan ortalarına kadar
devam ediyor.
Yaz-kış yeşil
En yüksek tepesi (Büyük Hacet Tepe) 2 bin 600 metre
olan dağda, kayak merkezi ve oteller 2 bininci metrede
yer alıyor. Kayak merkezinde 900 metre uzunluğunda bir
telesiyej ile bin 500 metre uzunluğunda bir teleski
bulunuyor. Yörenin kristal toz karı, kayak için en kalitelisi
olarak kabul ediliyor. Genelde ormanlarının yapraklarını
dökmeyen iğne yapraklı ağaçlarla kaplı olması, buranın
kışın da yemyeşil görünmesini sağlıyor.
Büyüyecek
Önceki yıla kadar tek otelle idare etmek zorunda kalan
dağda, bügün iki otel ve bir tatil köyü bulunuyor. Kayak
merkezinin göbeğinde yer alan, ancak kamu kurulaşlarına
ait oldukları için atıl vaziyette duran tesislerin özelleştirilmesiyle
bu sayının artması bekleniyor. Bu arada Kastamonu Holding'in
5 yıldızlı bir otel inşa etmeyi ve Amarikalılarla işbirliği
yaparak burayı Türkiye'nin en uzun pisleriyle donatmayı
amaçlayan çalışmaları da sürüyor.
Adı nerede geliyor?
Sümerler döneminde yörede yaşayanlara "Gaslar"
deniyor. Sümerce'de "Tumanna" şehir anlamına
geliyor. Yöre gaslar şehri yani "Gas-Tumanna"
olarak anılıyor.
Yine Sümerce'de "El" il anlamına geliyor.
O dönemde Ilgaz, "Gas-Tumanna"ya bağlı olduğundan
"El-Gas" deniyor. Osmanlı döneminde "Koçhisar"
adını alan yörede "İlk Tunç Çağı"nın izlerine
rastlanıyor
Çift girişi var
Yarısı Çankırı, yarısı Kastamonu sınırları içinde kalan
Ilgaz Milli Parkı'nın 1-2 kilometre arayla iki ayrı
girişi bulunuyor. Doruk Otel'e, Zirve Kafe'ye ve pistlerin
üst kısmına gideceklerin, Ilgaz yönünden gelirken ilk
sapaktan; Ilgaz Mountain Resort, Dağbaşı Otel ve kayak
merkezine gideceklerin ikinci sapaktan sola sapmaları
gerekiyor. Milli parka girişte otomobiller için ücret
ödeniyor.
Pistler
Kayak pistleri 1800-2000 m yükseklikleri arasında yer
alıyor. Sezon içinde kar kalınlığı 50-200 cm.arasında
değişiyor.
Kayak merkezinde bir adet çift iskemleli telesiyej ile
bir adet tesisi bulunuyor. 700 m. uzunluğundaki telesiyej
700 kişi/saat, 950 m. uzunluğundaki teleski 1000 kişi/saat
kapasiteyle çalışıyor.
Merkezde Doruk otele ait bir babylift de bulunuyor.
"Mangal turizmi"
Eskiden turizm deyince akla sadece güneş, deniz, kum
ve kar gelirdi. Doğa, kültür, kongre turizmi gibi alternatifler
daha sonra akıl edildi. Günümüzdeyde buna bir de mangal
turizmi eklendi.
Mangal turu
Dağa günübirlik tur düzenleyen seyehat acentalarının
bazıları yemek molasını Doruk Otel'de veriyor. "Alo
Turizm Merkezi" gibi bazı tur organizatörleri ise
yemeği, özellikle kar tipi olmayan günlerde, açık havada
vermeyi tercih ediyor. Kayak merkezinin sağ tarafında
ağaçlar altında hemen seyyar mutfaklar kuruluyor. Varilden
bozma devasa mangallar yakılıyor. Başına bu işten anlayanlar
geçiyor. Kömürler közlenince gerçek "Açık büfe"
ekmek arası sucuk, çay, meşrubat servisi yapılıyor.
Tura katılanların keyifleri her hallerinden belli oluyor.
Meraklısı çok
Özel arabasıyla gelen mangalcılar ise, buranın devamında
ayrılan yeri mesken tutuyor. Erken gelenler, az sayıdaki
masaları kapma şansına sahip oluyor. Ancak, geç gelenler
"ayakta kaldık" diye üzülmüyor. Zira dağın
tertemiz havası iştahları öyle bir açıyor ki, gelenler
oturduğu yere değil "yediğinin devamı var mı"
diye bakıyor.
Sucuk lider
Mangallarda pişenlere bakacak olursak, sucuk liderliği
kimseye kaptırmıyor. Köfte ikinci sırada yer alırken,
et ve tavuk üçüncülüğü paylaşıyor.
Hamsi bile var
Doğan Kibaroğlu, Engin Altun, Nihat Cömert gibi Samsunlu
ehlikeyif arkadaşlarsa alışılagelmiş mönüyle yetinmiyor.
Dağ başında hamsi ızgara, hamsi tava yapıyor. Üstelik
tava edecekleri hamsileri mısır ununa bulamayı da vallahi
unutmuyorlar. O kadar mı? Tavaya, değme aşçlara taş
çıkartırcasına "tam resimlik" sıralıyorlar.
Ben gibi imrenirseniz hiç sorun değil... Bakışınızdan
anlıyorlar... Gönülleri zengin olduğu için hemen buyur
ediyorlar... Çilingir sofralarına karşılık beklemeden
ortak ediyorlar. |
| |
| |
| |
Yolu
uzun ama güzel |
| Özel
aracı olmayanlar Ilgaz'a otobüsle gelip oradan yola
taksiyle devam edebiliyor. Çankırı-Kastamonu arasında
çalışan otobüsler de hemen önünden geçiyor. Ancak kış
aylarında, özel araç, taksi ve tur seçenekleri dışında
bir yolu tavsiye etmem.
Bakalım
biz nasıl gidiyoruz
Otoyolu gişelerinde kilometreyi sıfırlıyoruz. Kaynaşlı'da
otoyoldan çıkıp Bolu Dağı'na sarıyoruz. 225. kilometrede
Abant kavşağında tekrar otoyola giriyoruz. 295. kilometrede
Gerede-Karabük tabelasını görünce tekrar otoyoldan çıkıyoruz.
Samsun yolunu takiben Çerkeş, Kurşunlu üzerinden 435.
kilometrede solumuzda Ilgaz ilçesini görüyoruz.
Bunu unutmuyoruz
Ancak hemen sapmıyor, benzin almak için devam ediyoruz.
2 kilometre sonra Kastamonu-Ankara-Samsun sapağındaki
Akbak-BP dinlenme tesislerine geliyoruz. Her zaman yaptığımız
gibi dağda lazım olabilecek (kağıt mendil, ciklet vbg...)
ufak tefek ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz.
Milli Park'a ulaşıyoruz
Depomuzu fullayıp, tekrar geldiğimiz yöne doğru gidiyoruz.
(Tersine devam edip biraz ilerdeki Kastamonu sapağından
saparsanız dağa, Ilgaz ilçesine girmeden çıkarsınız.)
Ilgaz tabelasını görünce sağa sapıyoruz. Manzarası enfes
bir yoldan 30 kilometre daha gidiyoruz, kayak merkezinin
bulunduğu Ilgaz Milli Parkı'na ulaşıyoruz.
Manzara doyumsuz
Bizim hesaba göre yol toplam 470 kilometre sürüyor.
Buradan 40 kilometre daha gidildi mi Kastamonu'ya ulaşılıyor.
Orman içinden geçen Ilgaz-Kastamonu yolunun manzarası
insanı adeta büyülüyor.
Gideceğiniz yere göre
Yarısı Çankırı, yarısı Kastamonu sınırları içinde kalan
Ilgaz Milli Parkı'nın 1-2 kilometre arayla iki ayrı
girişi bulunuyor. Doruk Otel'e, Zirve Kafe'ye ve pistlerin
üst kısmına gideceklerin, Ilgaz yönünden gelirken ilk
sapaktan; Ilgaz Mountain Resort, Dağbaşı Otel ve kayak
merkezine gideceklerin ikinci sapaktan sola sapmaları
gerekiyor. Milli parka girişte otomobiller için ücret
ödeniyor.
Bunlara dikkat
Böyle
yerlerde havanın deniz gibi aniden döndüğünü aklınızdan
çıkarmayın. Aralık-Nisan döneminde ortalık günlük güneşlik
de olsa "sakın ha" aldanıp, zincirsiz takozsuz
yola çıkmayın.
Karlı buzlu yollarda benzin tüketiminin anormal artıp
katladığını unutmayın. "İki adımlık yere gidiyorum"
demeyin. Depunuzu Ilgaz'a sapmadan mutlaka fullayın.
Meraklısına
özel
Hemen
her yerde olduğu gibi bu yörede de alabalığın tereyağında
tavası yapılıyor. Ben gibi ızgarasına meraklıysanız,
Kastamonu-Ankara-Samsun sapağındaki Akbak-BP dinlenme
tesislerinde bulunuyor. Aşçıbaşı Fahrettin Turan pişiriyor,
garson Halil Taşkınoğlu servis ediyor. Size de afiyetle
yemesi düşüyor.
Bu
"ara nağme keyif"ten aracınız da nasipleniyor.
Bir güzel yıkanıp, yol yorgunluğunu üzerinden atıyor.
Tel: 0376 416 2400 |
| |
| |
| |
Konaklamak
sorun değil |
| Önceki
yıllarda sadece kışın açık olan tesisler, doğa turizminin
ön plana çıkmaya başlamasıyla, artık yazın da hizmet veriyor. |
| |
Doruk |
|
| |
|
|
| |
| |
|
Ilgaz'da
otellerinkiler dışında
bir tek yeme içme yeri bulunuyor. |
|
|
|
|
| |
| |
|
|
Yazın
da alternatif çok |
| Geceleri
Ilgaz'da
güneşin düşmesiyle birlikte liftler duruyor. Kayakçılar
çekiliyor. Ortalıkta kimse görünmez oluyor. Akşam yemeğinden
sonra ortalık yeniden canlanır gibi oluyor. Kimi kaldığı
otelde şömine başında yerini alırken, kimi Zirve Cafe'ye
çıkıyor. Kimi de kamp ateşi çevresinde düzenlenen, şarap
eşliğinde sucuk ekmek partilerine katılıyor.
Baharda
Yöre, bahar ve yaz aylarında, kışın olduğundan çok daha
fazla alternatif sunuyor. Çevrede yapılan doğa turlarına
doyum olmuyor. |
| |
| |
| |
|
Safranbolu'ya
çok yakınsınız
Yolu bahar ve yaz aylarında Ilgaz'a düşenlere, Kırkpınar
yaylası'nı, Pınarbaşı'nı, Ilıca Şelalesini ve tabii Safranbolu'yu
görmeden geçmeyin derim.
Orkide cenneti
Bu arada unutmadan hatırlatayım, yöre aynı zamanda bir
orkide cenneti. Nitekim ilkbaharda yöredeki ormanlarda
30'a yakın çeşidine rastlanıyor. |
| |
| |
| |
|
|
| |
| |
|
| İstanbul
470 |
Bolu
220 |
Ilgaz
30 |
| Kastamonu
40 |
Çankırı
73 |
Ankara
203 |
| |
| |
| |
|
|
| |
|
|
| |
|
|
| |
|
|
| |
|
|
|
|
| |
 |
 |
 |
|
|
|