|
|
| |
| |
ESENTEPE |
| Burası,
dünyada uluslararası bir anayola 3-5 dakika mesafedeki
tek kayak merkezi.
Doğası,
bahar ve yaz aylarında ayrı güzellikte... |
| Esentepe,
Gerede'nin hemen arkasındaki çam ormanlarıyla kaplı
tepelere ve çevresine verilen ad. Burası adını ağustos
sıcağında bile püfür püfür esmesinden alıyor. Yörede
günübirlik piknik alanları, bir otel ve kayak pistleri
bulunuyor.
Gerede'ye bir ok atımı mesafedeki yöre, doğaseverlere
yılın 12 ayı ayrı güzellikte tatil olanağı sunuyor.
Çam ağaçları arasındaki pistleri değişik zorluk derecelerinde...
Özellikle yeni başlayanlar için ideal... Mukavemetçiler
içinse geniş olanaklar bulunuyor.
Yazları çim kayağı da cabası...
Kayak için en elverişli aylar aralık-mart arası...
Karavanıyla gidenlerden yer ücreti alınmıyor. Üstelik
otelden bedava su elektrik veriliyor.
1300 metre yükseklikteki Esentepe'nin isim babası Atatürk...
Tarihi
Gerede'nin
tarihi Romalılara kadar gidiyor. Dönemin önemli merkezleri
arasında yer alıyor. Bizans döneminde piskoposlar burayı
mesken tutuyor. Kuzeydeki Keçi Kalesi'ni de Bizanslılar
yapıyor.
Ormanın böylesi
Esentepe, Gerede'nin hemen arkasından başlayan ve ormanlarla
kaplı tepenin adı.
Orman dediysem, öyle yeni dikilmiş süpürge sopası kılıklı
ağaçlarla kaplı değil... Buradaki çamların her biri,
alttan bakınca tepesi görünmeyen cinsten.
Tırmanma
törenleri
Bazı
profesyonel dağcılar, yukarlarda manzaranın nasıl olduğunu
merak ediyor...
Üşenmiyor, bir kamyon tutuyor...
Kanca, ip gibi ne kadar dağcılık malzemesi varsa yanında
getiriyor...
Kumanyalar hazırlanıyor.
Ağaca çıkabilse bir kaç katır edinecekler, hepsini yükleyecekler.
Ama öyle olmuyor...
O kadar malzemeyi, çadırları kendileri sırtlıyor...
Törenle tırmanışa geçiliyor.
Kolay mı sandın
5-10 gün sonra açlıktan suzuzluktan bitap bir şekilde
geri geliyorlar...
Kendilerini, günlerdir heyecanla bekleşen bir kalabalık
karşılıyor...
Hesapça tepede ne gördükleri sorulacak.
Ancak daha öncekiler gibi bu tırmanıcılar da "Daha
çıkacaktık ama çantada ekmek su, bizde de mecal kalmadı"
diyor...
Belli
ki yarı yoldan geri dönüyor.
Kartallar iplemiyor
Buraların
gerçek evsahipleri kartallar, tırmanıcıları keskin gözleriyle
taa başından izlemeye alıyor.
Yavruları bu işleri bilmedikleri için tedirgin oluyor.
Büyükler sonucu baştan biliyor.
Ağaçların tepesindeki yuvalarında huzur içinde uyuyor.
Ya gövdeleri
Buradaki
çamlar sadece endamlarıyla değil, geniş gövdeleriyle
de göz alıyor...
Bunları kucaklamak ne kelime...
Çevresinde bir tur atması üç beş saat sürüyor.
Ha ağaç turu, ha treking hepsi aynı kapıya çıkıyor.
Fatih'in gemileri
Gerede
çok eski bir yerleşim yeri...
İlk kurulduğu yıllarda tüm çevresi ormanlarla kaplı...
Vatandaş ev yapacak, masa sandalye yapacak, sobasını
yakıp ısınacak...
Sultan Mehmet gemilerini Haliç'e aşıracak, Bizans'ı
alacak, "Fatih" olacak...
Hep ağaç lazım.
N'apsın vatandaş? İstikamet doğruca çevredeki ormanlar...
Havaalanı gibi
Zamanla
karşıki dağlara kadar ne kadar ağaç varsa hepsini kesiyorlar.
Yörede ağaç bırakmayınca Bolu, Devrek, Kızılcahamam,
Kastamonu gibi komşu beyliklerin ormanlarına saldırıyorlar.
Bir tek, hemen arkalarındaki bu ormana dokunmuyorlar.
Nitekim Esentepe'ye gittiğinizde, Gerede'nin üzerinden
uçsuz bucaksız manzaraya şöyle dikkatle bakarsanız,
ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.
İşin sırrı
Peki,
yerleşim yerlerine bir ok atımı mesafede olmasına karşın,
acaba bu ormana neden kesime gelen olmamış?
Bunun sırrı, 12. yüzyılda buraya yerleşen bir
Türk akıncının, tekmili birden yaşam hikayesinde
yatıyor. |
| |
| |
| |
Esentepe'ye
gitmek için özel araç gerekmiyor. Bazı firmaların otobüsleri
buradan geçiyor. |
| İstanbul'dan
Abant kavşağına gelip TEM üzerinden devam ediyorsunuz.
Bolu'nun dışından geçip, Çamlıca gişelerinden itibaren
285. kilometrede Mengen girişindeki göbekten sapıyorsunuz.
1 km sonra Esentepe'desiniz. Abant kavşağına geldiğinizde,
TEM yerine E-5 üzerinden Bolu yönüne de devam edebilirsiniz.
Bu yol Esentepe'den geçer.
Esentepe'ye
gitmek için özel araç da şart değil. İstanbul-Ankara
arasında çalışan bazı firmaların otobüsleri buradan
geçiyor. Müşterisiyseniz köşedeki benzincide inip Esentepe
Otel'e telefon ediyorsunuz, araç gönderip aldırıyorlar. |
| |
| |
| |
Esentepe'de,
bir tek otel var.
Hotel Esentepe, bakarsanız tekel ama, sanki yöre otelden
geçilmiyormuş gibi çalışıyor.
Kendi kendisiyle rekabet ediyor. |
| |
|
|
|
|
| |
| |
|
Yeme
içme konusunda Hotel Esentepe her ihtiyaca cevap veriyor.
Ama benim favorim, kayak alanındaki
şirin büfesi... |
| Çayınızı,
kahvenizi, içkinizi Hotel Esentepe'nin "uçak manzaralı"
barında yudumlayabilirsiniz.
Aynı salondaki devasa şömine karşısında sucuk ekmek
keyfi yaşayabilirsiniz.
Otelin açık büfe restoranında, aradığınız her şeyi bulabilirsiniz.
Olmadı alakart siparişi verebilirsiniz.
Otelin, pistlerin olduğu yerde çok keyifli bir büfesi
var. Şarabınıza, buradaki devasa mangallarda pişirilen
sucuk ve etleri meze edebilirsiniz. Bana sorarsanız
burası Esentepe'nin en keyifli yeri. |
| |
| |
| 
|
Neler
yapılmaz ki? |
Kışsa
bol bol kayılır.
Kaymayı bilmiyorsanız sorun yok, kar motosikletiyle
turlamak için bundan iyi yer bulamazsınız.
Yaz ve bahar aylarında bibirinden değişik parkurlarda
traking yapabilirsiniz.
Civardaki muhteşem yaylalara geziler düzenleyebilirsiniz.
Özellikle karlı havada, kayak merkezine 2-3 kilometre
mesafedeki Rumşah Yaylası'na giderseniz, manzaraya hayran
kalırsınız.
Doğayla başbaşa kalıp, sesini dinlemenin tadını çıkarırsınız.
Anlayacağınız buranın yazı da karı da ayrı güzeldir. |
| |
| |
| 
|
Yanıbaşında
nereler yok ki? |
| Başlıca
kayak merkezlerinden Kartalkaya...
Her mevsimde ayrı bir güzellik sergileyen Yedigöller...
Bolu diyince akla ilk gelen Abant...
Piknik alanlarıyla Yeniçağa ve Gölcük...
Kızılcahamam Milli Parkı...
Evleriyle ünlü Safranbolu...
Hepsi buraya 1-2 saatlik mesafede.
Demem o ki, Esentepe'de kalıp mevsimine göre hergün
bir yeri gezebilirsiniz. |
| |
| |
| |
Dağ
ondan sorulur
|
| Yöre,
ormanlarını ona boçlu |
|
|
| |
| |
|
| İstanbul
300 |
Ankara
130 |
|
| |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
| |
 |
 |
 |
|
|
|