Datça,
bulunmaz doğası, zengin tarihi, eşsiz denizi ile cennet
köşelerimizden biri olmasına karşın, turizm açısından
fazla gelişmeyen bir yöremiz.
Datça'yı çoğumuz henüz tanıyoruz ama, tarihi çok eskilere
gidiyor. Bizim, yolu virajlı diye gitmeye üşendiğimiz
Datça'ya Karlar, Mısırlılar, Hititliler, İskitler, Asurlular,
Dorlar, Persler, Spartalılar, Atinalılar üstelik yol
yok, iz yokken gitmeye üşenmemişler. Büyük İskender
bile işi gücü bırakmış, havasını teneffüs etmeye, denizinde
serinlemeye buralara gelmiş.
Datça'da hangi taşı kaldırırsanız altından tarih çıkıyor.
Dorlar, burada 50 kadar yerleşim yeri kurmuş. Yarımadanın
nüfusu 100 binin üzerine çıkmış. Aradan 2 bin 700 yıl
geçmiş, bugün nüfusu taş çatlasa 35 bin. Ben hep demiyor
muyum? Eskinin insanları yaşanacak yerleri bizden iyi
biliyorlarmış.
Datça'nın havası her derde deva. Nem oranı sıfır. Oksijen
oranı çok fazla. Yarımada kalp ve romatizmal hastalıkları
olanlar, dolaşım bozukluğu ve tansiyondan şikayeti bulunanlar
için adeta doğal hastane. Az kalsın unutuyordum, Datça'nın
havası kireçlenmeye de çok iyi geliyor. İki büklüm gelenler,
burada dimdik oluyor.
Datça'nın "Nurlu" bademi dünyaca ünlü. Kekik,
adaçayı...Ot cinsinden ne ararsanız alası burada. Balına
gelince, kekik balı, çam balı, çiçek balı hepsi birbirinden
nefis. Yolunuz düşerse tedarikli gidin, ben gibi kışlık
ihtiyacınızı alıp gelin.
Datça'nın çevresinde karadan, denizden gidebileceğiniz
birbirinden güzel pekçok yerleşim yeri ve koylar var.
Palamutbükü, Mesudiye, Adatepe Koyu, Domuz Çukuru, Mağara
Koyu, Kargı Koyu, Çiftlik Limanı, Kuruca Bükü, Akvaryum
Koyu bunlardan sadece birkaçı.
Bu arada Knidos'a da uğramayı sakın unutmayın. Burada
tarih ve deniz içiçe. Günlük tekne turlarıyla giderseniz,
hem diğer koylarda da denize girer, hem de zevkli bir
yolculuk yapmış olursunuz.
Datça'yı tertemiz bir hava soluyarak, sessiz sakin bir
tatil yapmak isteyenlere öneririm. Üstelik burada fiyatlar,
diğer tatil yörelerine göre hayli mütevazi. Adı "virajlıya"
çıkan enfes yolu, dağları kaplayan çam ormanlarının
içinden geçiyor. Deniz bir solunuzda, bir sağınızda...
Manzarasına doyum olmuyor.
Nasıl gidilir?
Datça'ya Ankara, İstanbul, İzmir'den direkt otobüs seferleri
var. Olmadı Marmaris-Datça 75 kilometre. Özel otomobilinizle
giderseniz, yolu virajlı. Bir bölümünde genişletme çalışmaları
tamamlanmış. Özellikle gece giderseniz aracınızı yavaş
ve dikkatli kullanın.
Datça'ya bir diğer ulaşım yolu da Bodrum'dan karşılıklı
olarak kalkan feribotlar. Binmesi, kalkması, yanaşması,
inmesi 1.5 saat sürüyor. Feribot, 4 kilometre mesafedeki
Körmen'den kalkıyor. Bu yolu günübirlik Bodrum gezileriniz
için de kullanabilirsiniz.
Mesudiye
Çok yöremiz bir koyu zor bulurken, Datça'ya 20 kilometre
mesafedeki Mesudiye'nin 3 ayrı koyu var. Anayoldan köye
geldiğinizde düz devam ederseniz, önce Hayıtbükü'ne
ulaşırsınız. Buradan sola saparsanız Kızılbük'e, sağa
saparsanız Ovabükü'ne çıkarsınız. Hayıtbükü, yatların
yanaşması için küçük bir iskelesi olan enfes bir koydur.
Benim mekanım altı kafe ve restoran, üstü pansiyon olan
"Ogün'ün yeri"dir. Tel: 0252.728 00 23
Palamutbükü
Datça'ya 30 kilometre uzaklıktaki Palamutbükü, içindeki
çakılların tek tek sayılabileceği tertemiz bir denize
sahip bulunuyor. Upuzun sahilindeki konaklama tesislerinin
sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Dolayısıyla,
sakin sessiz bir tatil yapmak isteyenler için az bulunur
bir yer oluyor. Balık yiyeceğim zaman adresim, limanın
arkasında Hülya-Altan Bora çiftinin işlettiği Merhaba
Restoran'dır. Tel: 0252 725 5147
Knidos
Datça'ya 35 kilometre uzaklıktaki antik kent Knidos,
burada kazı yapan hemen tüm yabancı arkeologlarca tepeden
tırnağa bir güzel soyulmuş. Yine de geriye pek çok eser
kalmış. Burası sadece tarih meraklılarının değil, doğal
limanıyla pırıl pırıl deniziyle mavi yolculuğa çıkan
yatçıların da vazgeçilmez durağı. Aynı anda hem Ege'de
hem Akdeniz'de yüzebileceğiniz tek yer. Restoranı hayli
keyifli. |