TATİL KURDU
Nadir Elçi
Her salı gazetesinin "Otomobil" ekindeyim...
AKBÜK...
 
Bugün Gökova Körfezi'nin dip noktasındaki Akyaka'ya uğrayacağız. Ancak, Sakar Geçidi'nden inmeyeceğiz. Ören'den yola çıkıp, Akbük üzerinden sahili takip edeceğiz...

Ören'de kilometremizi sıfırlayıp Gökova'ya doğru yola çıkıyoruz. 8. Kilometre'de Alatepe Köyü'nü geçip 12. kilometrede Kultak Köyü'ne geliyoruz. 18. kilometrede toprak bir yoldan Akbük'e iniyoruz. (Giriş ve çıkışta yol biraz karışık olduğu için arasıra rastlayacaklarınıza sormanızda yarar var derim.)

Akbük, bir dereciğin oluşturduğu küçük deltada kurulu doğa harikası bir yer. Tek tük binalar dışında yerleşim yok. Birkaç küçük pansiyon dışında konaklama yeri de bulunmuyor. Burada kalacaklar mokamplarda çadır kurmayı tercih ediyor.

Çakıllı sahilinden devam ediyoruz.Yerkesik Belediyesi'nin buraya koyduğu seyyar kabin ve tuvaletleri geçiyoruz. Su Ürünleri Kooperatifi'nin satış yerine geliyoruz. Geç kaldığımız için balık yerine hava alıyoruz.

Koyun en sonunda yatlar için bir bağlama yeri var. Buranın eli yüzü düzgün tek restoran ve pansiyonu Altaş'ın (Tel: 0252 529 1146) önünden geçip, yat iskelesine ulaşıyoruz. Buradan koyun nefis manzarasını seyre dalıyoruz.

Vaktimiz olmadığı için nefis denizinde serinleyemediğimize hayıflanarak geldiğimiz yoldan Akbük'ten çıkıyoruz.

33. kilometrede Turnalı Mahallesi'ni geçip Halil Aydın'ın işlettiği Çardak Restoran'a geliyoruz. Burada çaydan rakıya, kahvaltıdan balığa yok yoktur. Enfes manzaraya karşı bir çay içiyoruz, Halil'le üç-beş laflıyoruz, biz gittiğimizde üzümler henüz olmadığından çardağın tepesinden sarkan koruklara, kedi ciğere bakar gibi bakmakla yetiniyoruz.

40. kilometrede Akyaka Orman Kampı'na ulaşıyoruz. Gökova Belediyesi'nde görevli Yerkesikli Recep Bulut, elde makbuz koşup geliyor. Pırıl pırıl denize girmeyeceğimizi öğrenince şaşırıyor. İş için de olsa yolu buralara düşenin, ayağına mayo geçirmemesine aklı basmıyor. "Böylesini bulamazsınız" diye ısrarcı oluyor. Haklı da... Ancak, o daha anasının karnına düşmemişken, benim buraların denizinde serinlediğimi bilmiyor.

Yola devamla, 49. kilometrede Gökova Ormaniçi Dinlenme Kampı'na geliyoruz. Orman kamplarının hepsi birbirinden güzeldir ama bu kadar bakımlısı zor bulunur doğrusu. Çam ağaçlarının gölgesi tüm yorgunluğumuzu anında alıyor. Hemen yanındaki "Alageyik Yetiştirme Çiftliği"ni geçip 50. kilometrede Akyaka'ya iniyoruz.

Burası Gökova'nın en dip noktasında tam anlamıyla doğa harikası bir yer. Muğla mimarisi tarzındaki eski evlerinin yanısıra, aynı mimariye uygun olarak yapılan yeni evlerinin görünümleri muhteşem. Her zevke, her keseye cevap veren otel, motel ve restoranları son derece otantik.

Arabamızı "Azmakbaşı"ndaki oto parka bırakıyoruz. Sahildeki teknelerden birine atlayıp "Dereiçi"ne doğru şöyle bir hava değişimi yapıyoruz. Hesapça dönüşte, dere kenarındaki restoranların birinde oturup canlı balığımızı yiyeceğiz. Ne yazık ki yiyemiyoruz. Zamanımız daraldığı için ana yola çıkıp, Marmaris'e doğru devam ediyoruz.

 
Print al
Tavsiye Et
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bodrum'da hava...