Ören'de
kilometremizi sıfırlayıp Gökova'ya doğru yola çıkıyoruz.
8. Kilometre'de Alatepe Köyü'nü geçip 12. kilometrede
Kultak Köyü'ne geliyoruz. 18. kilometrede toprak bir
yoldan Akbük'e iniyoruz. (Giriş ve çıkışta yol biraz
karışık olduğu için arasıra rastlayacaklarınıza sormanızda
yarar var derim.)
Akbük, bir dereciğin oluşturduğu küçük deltada kurulu
doğa harikası bir yer. Tek tük binalar dışında yerleşim
yok. Birkaç küçük pansiyon dışında konaklama yeri de
bulunmuyor. Burada kalacaklar mokamplarda çadır kurmayı
tercih ediyor.
Çakıllı sahilinden devam ediyoruz.Yerkesik Belediyesi'nin
buraya koyduğu seyyar kabin ve tuvaletleri geçiyoruz.
Su Ürünleri Kooperatifi'nin satış yerine geliyoruz.
Geç kaldığımız için balık yerine hava alıyoruz.
Koyun en sonunda yatlar için bir bağlama yeri var. Buranın
eli yüzü düzgün tek restoran ve pansiyonu Altaş'ın (Tel:
0252 529 1146) önünden geçip, yat iskelesine ulaşıyoruz.
Buradan koyun nefis manzarasını seyre dalıyoruz.
Vaktimiz olmadığı için nefis denizinde serinleyemediğimize
hayıflanarak geldiğimiz yoldan Akbük'ten çıkıyoruz.
33. kilometrede Turnalı Mahallesi'ni geçip Halil Aydın'ın
işlettiği Çardak Restoran'a geliyoruz. Burada çaydan
rakıya, kahvaltıdan balığa yok yoktur. Enfes manzaraya
karşı bir çay içiyoruz, Halil'le üç-beş laflıyoruz,
biz gittiğimizde üzümler henüz olmadığından çardağın
tepesinden sarkan koruklara, kedi ciğere bakar gibi
bakmakla yetiniyoruz.
40. kilometrede Akyaka Orman Kampı'na ulaşıyoruz. Gökova
Belediyesi'nde görevli Yerkesikli Recep Bulut, elde
makbuz koşup geliyor. Pırıl pırıl denize girmeyeceğimizi
öğrenince şaşırıyor. İş için de olsa yolu buralara düşenin,
ayağına mayo geçirmemesine aklı basmıyor. "Böylesini
bulamazsınız" diye ısrarcı oluyor. Haklı da...
Ancak, o daha anasının karnına düşmemişken, benim buraların
denizinde serinlediğimi bilmiyor.
Yola devamla, 49. kilometrede Gökova Ormaniçi Dinlenme
Kampı'na geliyoruz. Orman kamplarının hepsi birbirinden
güzeldir ama bu kadar bakımlısı zor bulunur doğrusu.
Çam ağaçlarının gölgesi tüm yorgunluğumuzu anında alıyor.
Hemen yanındaki "Alageyik Yetiştirme Çiftliği"ni
geçip 50. kilometrede Akyaka'ya iniyoruz.
Burası Gökova'nın en dip noktasında tam anlamıyla doğa
harikası bir yer. Muğla mimarisi tarzındaki eski evlerinin
yanısıra, aynı mimariye uygun olarak yapılan yeni evlerinin
görünümleri muhteşem. Her zevke, her keseye cevap veren
otel, motel ve restoranları son derece otantik.
Arabamızı "Azmakbaşı"ndaki oto parka bırakıyoruz.
Sahildeki teknelerden birine atlayıp "Dereiçi"ne
doğru şöyle bir hava değişimi yapıyoruz. Hesapça dönüşte,
dere kenarındaki restoranların birinde oturup canlı
balığımızı yiyeceğiz. Ne yazık ki yiyemiyoruz. Zamanımız
daraldığı için ana yola çıkıp, Marmaris'e doğru devam
ediyoruz.
|